Faiz kararı öncesi 5 soru 5 yanıt: Merkez bu oyunu kaybetti

TL’nin sert değer kaybı ve yükselen enflasyona rağmen Merkez Bankası’nın (TCMB) yarın gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizleri düşürmesi bekleniyor.

İki yıldan kısa bir süre kalan seçimlerden önce ekonomik büyümeyi artırmak isteyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, faizleri düşürmesi için TCMB üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

TCMB, eylül ayından bu yana ekonomist ve muhalefet partilerinin tepkilerine rağmen Erdoğan’ın ihracat ve kredilerin artırılmasına öncelik tanıyan planının bir parçası olarak politika faizini 400 baz puan düşürerek yüzde 15 seviyesine indirdi.

Banka ayrıca dolar karşısında rekor düşük seviyeye gerileyerek 15 seviyesine yaklaşan ve 2021 başından bu yana yüzde 50’yi bulan TL’deki değer kaybının hızını azaltmak için bu ay dört defa dolar satarak kura müdahale etti.

TCMB’nin yarın 14.00’da gerçekleştireceği toplantı öncesinde şu beş soru sorulabilir:

FAİZ İNDİRİMLERİ DEVAM EDER Mİ?

TCMB, ocak ayında ara vermeden önce bu ay da faizleri düşüreceğine daha önce işaret etmişti.

Erdoğan da faiz indirimlerinin devam etmesi isteğini dile getirmiş, ancak seviye telaffuz etmemişti.

Reuters anketine katılan ekonomistler yarın gerçekleştirilecek toplantıda faizlerin 100 baz puan indirileceği tahmininde bulundu. TL’deki değer kaybı sürerken ve enflasyon geçtiğimiz ay yüzde 21.3 seviyesine yükselmişken ankete katılan ekonomistlerden yalnızca biri faizlerin sabit tutulmasını beklediğini belirtti.

TCMB’nin yabancı yatırımcılara yönelik düzenlediği toplantıya katılan bir kaynağın verdiği bilgiye göre, bir TCMB yetkilisi sorulan bir soru üzerine piyasalardaki çalkantılar düşünüldüğünde faiz oranlarının yüzde 15 seviyesinde sabit tutulması ihtimalinin yükseldiğini söyledi.

Ancak analistlerin çoğu, neredeyse tüm merkez bankalarının para politikasını sıkılaştırdığı bu dönemde TCMB’nin zaten negatif olan reel faizi daha da düşürecek şekilde faiz indirmeye devam edeceğini düşünüyor.

Erdoğan, faiz indirimlerine zemin oluşturmak için hem merkez bankası başkanını hem de hazine ve maliye bakanını değiştirmiş ve kendi görüşünü paylaşan isimleri başa getirmişti. Şu an ekonomi yönetimi Erdoğan’ın düşük faiz politikasını benimsemiş durumda.

Swissquote analisti İpek Özkardeşkaya, “AKP’nin önemli pozisyonlara piyonlarını yerleştirmesi düşük faiz savaşının piyasanın ağır reddine rağmen devam ettiğine işaret ediyor, ama bu satranç oyununu piyasa kazanır” dedi.

RİSKLER NELER?

Türkiye’nin kronik haldeki dış ticaret açığı TL’deki değer kaybının ithal ürünler üzerinden enflasyonu artıracağını gösteriyor.

Türkiye’de üretici fiyatları kasımda döviz kurlarındaki artışı yansıtacak şekilde bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 55 artış kaydetti. Ekonomistler manşet enflasyonun önümüzdeki yıl yüzde 30 seviyesine yani hedeflenen seviyenin 5 katına yükseleceğini tahmin ediyor.

Bir diğer risk ise hem TL’deki değer kaybı hem de enflasyon oranlarının öngörülmez olması sebebiyle işletmelerin lira ile iş yapmaktan çekinmeye başlaması.

Konya’da bulunan Çakıroğulları Tarım Makinaları’ndan Kemal Çakır, “Şu anda hiç iş yok, nakit yok. Gelecekte daha büyük kayıplar göreceğimizi tahmin ediyoruz” dedi.

Çok olası gözükmese de bir diğer risk ise şirketlerin yabancı para birimi üzerinden aldıkları borçları ödemekte zorlanması riski. Şu anda 12 ay içinde yeniden finanse edilmesi gereken borç tutarı 170 milyar dolar seviyesinde.

Bununla birlikte ekim ayında 3.1 milyar dolar cari fazla verilmesi bu endişeleri dindirmeye yardımcı oluyor. Erdoğan enflasyonu düşürmek ve kendine yeten bir ülke haline gelmek için cari fazla vermenin hayati önem taşıdığını belirtmişti.

DESTEKÇİLERİ ERDOĞAN’A İNANCINI YİTİRİYOR MU?

Anketler, hem Erdoğan hem de partisinin aldığı desteğin son yıllarda hiç görülmediği kadar gerilediğine ve şu anda adı geçen bazı isimlere karşı seçimden galip ayrılamayacağına işaret ediyor.

19 yıldır ülkenin başındaki Erdoğan yükselen fiyatlar ve liranın yabancı para birimleri karşısında erimesine rağmen faizleri düşük tutarak işletmeleri yatırıma ve istihdama zorlamak gibi riskli bir bahis yapıyor.

Geçmişte AKP’ye oy veren bazı seçmenler Reuters’a yaptıkları açıklamada önümüzdeki seçimlerde başka partileri destekleyeceklerini söyledi.

Diğerleri ise kırsal ve kentsel orta sınıftan ciddi bir destek bulan Erdoğan’ı desteklemeye devam ediyorlar. Metropoll tarafından gerçekleştirilen bir anket Erdoğan’ın kamuoyunda yaklaşık yüzde 40 düzeyinde görev onayına sahip olduğuna işaret ediyor.

Samsun’da adının açıklanmasını istemeyen restoran sahibi bir kişi, “İşler çok kötü ve bu durum bizi derinden etkiliyor. Ancak ben Erdoğan’ın bu sorunu çözebileceğine kesin gözüyle bakıyorum” dedi.

TCMB TL’YE NE SÜREYLE DESTEK VEREBİLİR?

“Sağlıksız fiyat oluşumları” nedeniyle TCMB’nin piyasaya daha ne kadar müdahale edeceği birçok faktöre bağlı olarak şekillenecek.

Müdahalenin süresi ve kapsamı zaten düşük tutardaki rezervlerden ne kadar harcanacağı, faiz oranlarının daha ne kadar düşürüleceği ve yurtiçi tasarruf sahiplerinin hâlihazırda rekor seviyeye yakın seyreden 231 milyar dolarlık döviz mevduatlarını artırıp artırmayacağına bağlı olacak.

TCMB teknik olarak 124 milyar dolar rezerve sahip ancak bunun yalnızca 22 milyar dolarlık kısmı net rezerv ve bankalar ile yaptığı swaplar hesaba katıldığında rezervleri eksi düzeyde.

Dolar/TL 14.99 ile tarihi zirveye yükselirken, TCMB, bankacıların hesaplamalarına göre yalnızca pazartesi günü 2 ila 2.5 milyar dolar arasında satış yaparak TL’yi desteklemeye çalıştı. Yine bankacılar geçen iki haftada gerçekleşen üç müdahalede de 2.5 milyar dolar satıldığını tahmin ediyorlar.

GlobalSource Partners’tan Atilla Yeşilada, “TCMB’nin en az 5-6 ay dövizi baskılayacak brüt rezervi var, bu 50 milyar dolar nakit veya nakit-benzeri brüt rezerv” dedi.

Bannockburn Global Forex’ten Marc Chandler, “Nihayetinde dalgalı döviz kuru büyük ölçüde bir güven oyunudur ve (TCMB) bu oyunu kaybetti” dedi.

BU DURUM VATANDAŞLARI NASIL ETKİLEDİ?

TL’deki değer kaybı hane halkı harcamalarının tavan yapmasına neden olurken seyahat planları iptal oldu ve halk tasarruf yapmak için çırpınır hale geldi. Belediyenin yaşam giderlerinin yüzde 50, kira fiyatlarının ise %71 yükseldiğini açıkladığı İstanbul’da fiyatı sübvanse edilen belediye satış noktaları önünde ekmek kuyrukları oluştu.

Artan fiyatlar nedeniyle eczanelerde bazı ilaçlar bulunamazken geçtiğimiz ay bazı firmalar cep telefonu ve teknolojik alet satışlarına fiyatları yeniden hesaplamak için ara verdi. İnşaat sektöründen yetkililer çok sayıda projenin artan materyal fiyatları nedeniyle ertelendiği söylüyor.

Reuters dün hükümetin ek harcama ihtiyacı ve asgari ücret artışını karşılamak için ek bir 2022 bütçesi sunacağını duyurdu.

Polisin göstericilere karşı sert tutumu nedeniyle sokak protestolarına sık rastlanmıyor.

TS Lombard’dan Lawrance Brainard, “Cumhurbaşkanının karşılaşabileceği en büyük tepki enflasyonun sürekli artmasının neden olduğu toplumsal huzursuzluk ve liranın sürekli değer kaybetmesinin tetiklediği düzensiz piyasalar” dedi. (REUTERS)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir